Bir İhtimal Daha Var

Kayserispor’un kalecisi Lung’un efsane performansı…

Direkten dönen toplar…

Umut Bulut’un savaşması…

Kayseri’de bırakılan altın değerinde iki puan…

Maç sonu İstanbul takımının moralsizliği yüzünden okunuyordu. Galatasaray’ın kazanması demek lig yarışının bambaşka bir boyut kazanacağı anlamına geliyordu zira…

Galatasaray kazandı…

Ama nasıl? Bir o kadar zor bir psikolojiyle…

Şüphesiz maç başlamadan önce Galatasaray gerek taraftarıyla gerek teknik ekibiyle gerek de futbolcularıyla psikolojik bir üstünlük elde etti. Ancak bu üstünlük çok sürmedi. 42.dakikaya gelindiğinde ise Galatasaray 2-0 gerideydi. Evet Galatasaray son zamanlarda iyi oynamıyor. İyi ayaklarıyla skora gitmeye çalışıyor. Bunun bilincinde olan bizler devre arası oldukça umutsuzduk.

Ancak takım bizi şaşırttı. hem bizi hem de pusuda bekleyenlere güzel bir ders verdi. Böyle derslerin ve geri dönüşlerin hastasıyız.

sanırım artık maç maç bakmak gerekiyor.

 

Galatasaray-Malatyaspor

Rakip-Konyaspor 

 

Sanırım geri sayım bu iki takımın kendi arasındaki maça kadar devam edecek.

Ancaaak bizim puan kaybetmememiz gerekiyor.

Rakibimiz bizden güçlü ancak her zaman güçlüler kazanamaz.(Güç?)

Önümüzde bir Fenerbahçe maçı var. Onlar bizi şampiyon yapmamak için ellerinden geleni yapacaklar. Her zaman bu böyledir.

Şampiyon çıktığımız yere bir şampiyonluk için daha gideceğiz.

En başta dediğim gibi…

“Bir ihtimal daha var.”

 

D14bACwWsAAucdU

Ayin Yapalım Derken Anız Yaktık

Zeki Alasya ve Metin Akpınar, Tarkan ve Kurt, Ahmet Kural ve Murat Cemcir ikililerinden sonra bir de Oğuzhan ile Mert ikilisiyle tanışın.

Birinin Tokat Erbaa’dan, birinin İzmir’den çıktığı yolculuk Anadolu Üniversitesi’nde buluşturuyor onları. Oğuzhan Koç ve Mustafa Mert Güneş şimdiye kadar üç belgesel çekti ve belgeselleri ile dört ödül aldı. Ayrıca hazırladıkları belgeseller uluslararası yarışmalarda ve Azerbaycan’da gösterime girdi. Henüz 23 yaşında olan Koç ve Güneş aldıkları ödüllerle çalışmalarını taçlandırdı. İşini seven, heyecanlı, azimli ve başarılılar. Ve sizinle tanışmaya hazırlar.

Aslında 6 tane belgeselimiz var ama 3 tanesini daha yayınlamadık. Şimdiye kadar çıkardığımız üç tane belgesel var, onlarda başarı elde etti. Belgesellerimizden birinin konusu Şamanizm, adı Bozkırın Çocukları. İlk projemiz ise 92 Belgeseli. Bu belgeselde de Hocalı Katliamı’nı işledik. 92 Belgeselimiz SETEM Akademi en iyi kurgu ödülünü aldı ve Hazar Kısa Film Festivalinde bize dördüncülük getirdi. Azerbaycanlılar Derneği’nden ödül aldık. Bozkırın çocukları Belgeseli, Dünya Gazeteciler Birliği tarafından düzenlenen Türk Dünyası’ndan ödül aldı. Bir de Beylerbeyi adında bir belgeselimiz var. O da son Kayı Beyi’ni anlatıyor. Beylerbeyi, Adana Altın Koza Film Festivalinde gösterildi. Altın Koza Türkiye’deki en önemli ödüllerden biri. Belgeselimizin burada gösterime girmesi bizi onurlandırdı.

Kapı kapıyı açtı

Yola çıktığımız ilk zaman bu kadar güzel şeylerle karşılaşmayı hayal bile etmiyorduk. Araştırmalarımızı yaparken farklı insanlarla tanıştık. Kapı kapıyı açtı en son İlber Ortaylı ile görüştük. Aziz Sancar’a telefon açtık. Yurtdışından dönünce yüz yüze görüşmek isterim dedi bize, belki ortak proje yapabileceğimizi söyledi. Aziz Sancar gibi birinden bunu duymak, müthiş bir his.

Neden daha iyi Türk filmleri yapılmasın?

Şimdiye kadar Cüneyt Arkın filmlerinden sonra yapılmış en iyi Türk filmi Fetih 1453, onun ardından Dağ Serisi. Bu alanda bir yetersizlik olduğundan ve daha iyisini yapmak istediğimiz için bu konu üzerinde çalışıyoruz. Tabi konuya ilgimiz olduğu da yadsınamaz bir gerçek.

Cüneyt Arkın’ın filmleri muazzam

Bazıları, Cüneyt Arkın bi atlıyor on kişi ölüyor, bi kılıç savuruyor 3 kişi ölüyor gibi şeyler söylüyor. Bu eleştirileri tamamen yersiz ve acımasız buluyorum. Dönemin şartlarına baktığımızda odunları yağlayarak kamerayı kaydırıyorlar. O şartlara göre filmler gerçekten muazzam. Şimdiye kadar birbirlerinin en iyi arkadaşı olmuşlar. Mezun olduktan sonra da ortak projeler hazırladıklarını söylüyorlar.

Sabahın altısında ayin yaptık

Ayin yapalım derken anız yaktık biz. Şamanizm belgeselini çekmek için bi alan bulduk. Ama görmeniz lazım dümdüz bi yer bakılınca 2 kilometre ötesi görülür, ortada sadece bi tane ulu ağaç. Tamam dedik süper, burası çok uygun. Biz toplandık gittik. Saat sabahın altısı. Güya hava aydınlanırken ayin görüntüsü çekeceğiz. Ağaç zaten dağ başında bir yer. Biz odun bulamayacağımızı hiç düşünmedik, bu yüzden odun falan almadık yanımıza ateş yakmak için. Ama her şeyi hazırladık artık ateşi yakacağız. Bi baktık odun yok etrafta. Sonra etraftaki otları topladık, başka çaremiz yok bunları yakalım dedik. Biraz benzin döktük. Tutuştu otlar. Sonra bir de baktık bi adam var orda. Meğer biz dağ başında falan değil tarlanın ortasındaymışız. Ayin yapalım derken de anız yakmışız!

Pavyona Düştük

Ödül töreni için İstanbul’a gittik. Maslak’tayız. Hiç bilmediğimiz bi yer. Birde ilk defa ödül alacağız heyecan var bizde. Bir gece önce gittik aksilik çıkmasın diye (!) Geç saatte vardık. Karnımız acıktı, dışarı çıktık bir şeyler yemeye. Yolda güvenliğe sorduk bize pilavcı tarif etti. Gittik, pilavcı kapalı. Sonra başka bi güvenlik bulduk, pizzacı tarif etti. Tuttuk yolu pizzacıya gidiyoruz. Gidiyoruz ama etrafta bizden başka kimse yok, işin kötüsü pizzacı da yok! Bi güvenlik daha bulduk sonra. “ Siz çok yanlış gelmişsiniz. Burası sanayi” demezmi bize. Tekrar düştük yola geri dönüyoruz, bu arada bi de bizi köpekler koşturdu, bi süre arabaların üstünde beklemek zorunda kaldık ama burayı es geçiyorum. Çünkü gecenin en kötü olayını henüz yaşamamıştık. Umudumuzu kesmiş bir şekilde artık kalacağımız yere doğru gitmeye başladık. Baktık sağ tarafta açık bi yer var. Dedik burada vardır yiyecek bir şey girelim. Girdik. Oturduk. Yarım tavuk ekmek bide kola söyledik. Ama bi baksak ki başında rakı bardağı bi amca sol tarafta oynuyor. Başka bir amca diğer tarafta. Biz şok olduk manzara karşısında. Ödül alacağız diye pavyona düştük habersiz.

Kostümleri biz üretiyoruz

Kostümleri biz üretiyoruz. Endüstriyel tasarım bölümünde okuyan arkadaşlarımız var. Araştırıyoruz, birlikte tasarlıyoruz. Dikimini de biz yapıyoruz. Kostümlerimizi tamamen kendi üretimimiz.

Sınır karakoluna gideceğiz

Kıyamet sonrası dünya konulu bir film çekme planımız var. Hatta hazırlıklara başladık. Malzemelerin bir kısmını aldık. Kendi imkanlarımızla yapıyoruz çalışmalarımızı bu yüzden proje küçük de olsa, hazırlık aşaması uzun zaman alıyor. Aylar öncesinden başlıyoruz para biriktirmeye. Bunun dışında bir de üzerinde çok durduğumuz, çok istediğimiz bir proje var. Bir sınır karakoluna gidip, askerlerle bir ay yaşamak istiyoruz. Sonra da bunun filmini yapmak. Her projemiz bizim için önemli ama sınır karakoluna gitme fikri bizim için ayrıca özel.

 

Ayin Yapalım Derken Anız Yaktık

Anadolu Üniversitesi Öğrencileri Ödüle Doymuyor

İletişim Bilimleri Fakültesi Sinema ve Televizyon Bölümü 4. sınıf öğrencileri Mert Güneş ve Oğuzhan Koç, şimdiye dek birlikte çektikleri belgesel ve kısa filmlerle çalışmalarıyla yarışmalardan elleri hiç boş dönmedi. Derslerinden fırsat buldukları vakitlerde düzenlenen yarışmalara katılmayı ihmal etmeyen ikili, başvurdukları farklı belgesel ve kısa film yarışmasından toplamda 4 ödül kazanarak önemli bir başarı elde ettiler.

“Kazandığımız ödüller bizi motive ediyor”
Kazandıkları ödüller hakkında bilgi veren Mert Güneş, başarıların kendilerini daha da motive ettiğini söyledi. Güneş, “Ödüllerimizin hepsi belgesel üzerine ayrıca kısa film konusunda da arkadaşlarımızla çalışıyoruz. Hazar Kısa Film Derneği’nin yarışmasından bir ödülümüz var, Türk Dünyası Vakfı’ndan bir ödülümüz var, Azerbaycan Derneği’nden ödülümüz var. Bunların haricinde Setem Akademisi’nde de ödülümüz var. Bu ödüller bizi gerçekten şevklendiriyor. Normalde bir projeye imza atmak istiyorsak, bu ödüllerin verdiği bizi motive edici bir durumu oluyor. Onun haricinde okulda biraz daha tanınırlığımızı arttırıyor, hocaların bize bakış açısı değişiyor. Sonuçta iş yapan ile iş yapmayan öğrenci arasında bir fark olduğu belli oluyor. O yüzden bize güzel bir katkısı oluyor” dedi.

“Ödüller bizim geleceğimiz açısından oldukça önemli”
Zaman zaman okul içerisinde arkadaşlarıyla yarış içerisine girdiklerini belirten Oğuzhan Koç ise, katıldıkları yarışmalarda en kötü finalist olduklarını söyledi. Başarılarından dolayı arkadaşlarının da mutlu olduğunu ve kendilerini tebrik ettiğini ifade eden Koç, “Birçok arkadaşımız yarışmalarda derece alabileceklerini düşünmüyorlar. Yarışın içerisine girme fikri kendilerinde oluşmuyor ama biz birkaç yarışmada ödül aldıktan sonra ‘Neden daha fazlası olmasın?’ diye yarışmalara katılım göstermeye devam ediyoruz. Aldığımız ödüllerin katkısı şu şekilde, kendimize bir CV yaptığımız zaman, ödüllerimizi de yazıyoruz. Bu ödüllere bakan yapım şirketleri olsun, yönetmenler olsun, öğrencilerin boş olmadığı noktasında fikirler ediniyorlar. Bu noktalarda bize oldukça katkısı var ve gittiğimiz yarışmalarda da jüri üyeleri, yarışmalara gelen konuklar olsun, oradaki insanlarla tanışıyoruz, çevremizi genişletiyoruz. Bizim geleceğimiz notasında bayağı bir katkısı var” diye konuştu.

Ayrıca öğrenci arkadaşlarına da tavsiyelerde bulunan Güneş ve Koç, yarışmalara katılmaktan çekinmemeleri gerektiğini bildirdi. Yaptıkları işleri ‘Bu kötü oldu’ diye yorumlanmaması gerektiğini aktaran ikili, uzman kişilerin yapılan işlere dönütler vermesinin çok faydalı olacağını da sözlerine ekledi.

Kadir Arslan – Mustafa Kaplan

 

Video Haberi İzlemek İçin: http://www.iha.com.tr/video-anadolu-universitesi-ogrencileri-odule-doymuyor-95626/

 

Genç yönetmenler

Oğuzhan Koç ve Mert Güneş ödüle doymuyor